Tarımda üretim planlaması: İzinsiz üretim dönemi sona eriyor

Yayınlanma Tarihi:

Tarımda üretim planlamasının nasıl yapılacağı netleşiyor. Tarım ve Orman Bakanlığı, planlama ile ilgili hazırladığı yönetmelik taslağını tarım sektörü paydaşlarına göndererek görüş istedi. Taslağa göre üretim planlaması için Tarım ve Orman Bakanlığı’nın ilgili birimlerinin katılımı ile 16 üyeli “Tarımsal Üretimin Planlanması Kurulu” oluşturulacak. Bir bakan yardımcısı başkanlığındaki kurulda 12 genel müdür ve 3 başkan görev yapacak. Hangi ürünün ne kadar üretileceğine, üretim planlamasına bu kurul karar verecek.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde 23 Mart 2023 tarihinde kabul edilen ve 5 Nisan 2023 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren “Orman Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 422 Sayılı Kanun”a dayanarak hazırlanan yönetmelik taslağı 8 sayfadan oluşuyor.

Orman Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 422 Sayılı Torba Yasa ile 2006 yılında kabul edilen 5488 sayılı Tarım Kanunu’nun 7. Maddesinde önemli bir değişiklik yapıldı. Buna göre, çiftçiler üretim yapmadan önce Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan izin almaları gerekiyor. Yasaya göre, tarımsal üretimin planlanması, gıda güvencesi ve güvenliğinin temin edilmesi, verimliliğin artırılması, çevrenin korunması ve sürdürülebilirliğin tesis edilmesi için Bakanlıkça belirlenen ürün veya ürün gruplarının üretimine başlanmadan önce Bakanlıktan izin alınması zorunluluğu var. Bakanlık, arz ve talep miktarı ile yeterlilik derecesini dikkate alarak hangi ürün veya ürün gruplarının üretileceği ile tarım havzası veya işletme bazında asgari ve azami üretim miktarlarını belirleyecek.

ÜRETİM PLANLAMASI İÇİN “KURUL” OLUŞTURULACAK

Tarımsal Üretimin Planlanması Hakkında Yönetmelik Taslağı’na göre, bitkisel, hayvansal ve su ürünleri üretiminde tarım havzası veya işletme bazında üretimin planlanması öngörülüyor. Tarımsal üretimin planlanması uygulamaları, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın ilgili merkez ve taşra teşkilatları ile oluşturulacak Tarımsal Üretimin Planlanması Kurulu, il/ilçe tahkim komisyonları, il/ilçe keşif komisyonları ve il/ilçe tespit komisyonları tarafından yürütülecek.

Taslağın 6.maddesine göre; tarımsal üretimin öngörülebilir ve yönetilebilir olmasını temin etmek amacıyla Tarım ve Orman Bakanı tarafından belirlenecek 1 bakan yardımcısı başkanlığında, bakanlık bünyesindeki 12 genel müdür ve 3 başkanın katılımı ile 16 üyeli “Tarımsal Üretimin Planlanması Kurulu” oluşturulacak.

Kurul; Bakan tarafından görevlendirilecek Bakan Yardımcısı başkanlığında; Bitkisel Üretim, Balıkçılık ve Su Ürünleri, Bilgi Teknolojileri, Devlet Su, Et ve Süt Kurumu, Gıda ve Kontrol, Hayvancılık, Tarım İşletmeleri, Tarım Reformu, Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar, Su Yönetimi, Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürü ile Strateji Geliştirme, Şeker Dairesi, Tütün ve Alkol Dairesi Başkanı’ndan oluşacak.

İhtiyaç duyulması halinde Kurul toplantılarına katılmasında yarar görülen kurum ve kuruluşlar, üniversiteler, ürün konseyleri, sivil toplum kuruluşları ve özel sektörden kurula temsilci davet edilebilecek. Ancak, toplantılara katılan bu temsilcilerin oy hakkı olmayacak.

Kurul’un raportörlüğü ve sekretaryası Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü tarafından yürütülecek. Kurul, başkanın çağrısı üzerine yılda en az iki kez toplanacak. Kurul kararları, toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile alınacak. Oyların eşitliği halinde başkanın oyu yönünde karar alınmış sayılacak. Kurul ihtiyaç olması halinde çalışma grupları oluşturabilecek.

TARIMSAL ÜRETİMİ PLANLAMA KURULU’NUN GÖREVLERİ

Kurul, arz güvencesinin temin edilmesi, iklim değişikliğinin tarım üzerine etkilerinin değerlendirilerek verimliliğin artırılması, tarımsal üretimin uygun ekolojilerde geliştirilmesi için arz ve talep miktarı, yeterlilik oranı dikkate alınarak tarımsal üretim planlaması yapacak.
Yönetmelik taslağında Kurul’un görevleri şöyle sıralanıyor:

-Kurul, üretimden sorumlu Bakanlık birimlerinin teklif etmesi halinde üretim planlamasına konu ürün veya ürün gruplarını belirleyerek değerlendirir.

– Tarımsal üretim planlamasına esas olmak üzere üretim dönemleri itibarıyla ürün veya ürün grupları ile asgari ve azami üretim miktarlarını belirlemek.

– Mevcut sosyo-ekonomik koşulları, üretim maliyetlerini ve gelir düzeyini, uluslararası gelişmeleri, iç ve dış ticareti, tarım ve gıda sektörünün mevcut durumunu ve gelişme trendi ile çevre faktörlerini dikkate alarak bütüncül yaklaşımla tarım, sanayi ve kırsal kalkınmada entegrasyonu sağlayacak yönlendirmeleri yapmak.

ÜRETİM İZNİ İÇİN TARIM İL/İLÇE MÜDÜRLÜKLERİNE BAŞVURULACAK

Yasa ve yönetmelik taslağına göre, bitkisel üretim, hayvancılık ve su ürünlerinde izinsiz üretim dönemi sona erecek. Bu üç alanda da üretim için izin alınması zorunlu hale geldi.

Yönetmelik taslağına göre, Tarım ve Orman İl Müdürlükleri, tarımsal üretim planlaması ile ilgili olarak yıllık bazda teklifler hazırlar ilgili Bakanlık birimlerine iletir. Kurul kararı ile belirlenen üretim miktarları doğrultusunda il geneline ait üretim planlamasını yapar. İl müdürlüğü, üretim planlaması çalışmalarının sekretaryasını, koordinasyonunu, yürütülmesini, izlenmesini, değerlendirilmesini ve duyurulmasını sağlar.

Tarım ve Orman İl ve İlçe Müdürlükleri, üretim planlamasına esas olmak üzere belirlenen takvim doğrultusunda çiftçi başvurularını alır. Üretim izni başvurularını başvuru tarihinden itibaren 15 gün içerisinde değerlendirir ve sonucu çiftçiye bildirir. Tarımsal üretim planlamasına esas başvuruları Bakanlık ilgili kayıt sistemlerine kayıt eder veya çiftçilerin bu kayıt sistemine kayıt olmalarını sağlar. Her üretim yılında saha kontrollerini yapmak suretiyle tarımsal faaliyet alanlarına göre tarım işletmelerini kayıt altına alır. Üretim iznine esas kontrol planı hazırlayarak kontrol işlemlerini yürütür. Bu yönetmelikte belirtilen komisyonlar tarafından alınan kararların uygulanmasını sağlar, ilgili kişi ve kurumlara tebliğ ederek takibini yapar. Yönetmelik hükümlerinin uygulanmasında gerçeğe aykırı beyanda bulunanlar hakkında gerekli işlemlerin yapılmasını temin eder.

BİTKİSEL ÜRETİM İZNİ NASIL VERİLECEK?

Yönetmelik taslağına göre; bitkisel üretimin planlanması; kalkınma planları, orta vadeli programları, Bakanlık stratejik planları ve kuraklık yönetim planlarını dikkate alarak, sulama durumu, arz ve talep dengesi, yeterlilik oranı, ekim veya dikim alanı, üretim, fiyat, ihracat, ithalat ve tüketim değişkenleri için geçmiş dönemleri kapsayan istatistiki verilerin değerlendirilmesi suretiyle yapılır.

Yönetmelik taslağının 12.Maddesine göre bitkisel üretim yapmak isteyen çiftçiler üretim izni almaları gerekiyor. İzin ile ilgili kriterler şöyle:

– Cumhurbaşkanı Kararı ile ilan edilen tarım havzaları ve bu havzalarda ki ürün deseni dikkate alınarak, tarım havzası veya işletme bazında üretim izinleri verilir. Üretimine izin verilen ürün ve ürün gruplarının azami ve asgari ürün miktarları Tarımsal Üretimin Planlanması Kurul’u tarafından belirlenir ve üretim yılı öncesinde Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü tarafından Tarım ve Orman İl Müdürlüklerine bildirilir. Ayrıca kurumsal internet siteleri ve mahalli iletişim araçlarını kullanmak sureti ile il müdürlükleri tarafından ilan edilir.

– Bakanlıkça belirlenen ürün veya ürün gruplarının üretimine başlanmadan önce İl/ilçe müdürlüklerinden izin alınır.

MEYVE ÜRETİMİNE SINIRLAMA GELECEK

– Ormandan tahsis edilen ağaçlandırma alanları hariç olmak üzere eğimi yüzde 6’nın altında olan arazilerde yeni meyve bahçesi tesisine izin verilmez.

-Yeni bahçe tesisi kurma koşullarına haiz olması halinde, Türkiye İstatistik Kurumu kayıtlarında yeterlilik oranı yüzde 150 ve üzeri olan ürünler için Kurul’un aksine bir kararı olmadığı müddetçe bahçe tesisine izin verilmez.

– Mevcut bağ ve bahçenin sökülerek yenilenmesi, çeşit değiştirilmesi veya ekonomik ömrünün tamamlanması halinde aynı türe ait farklı çeşitlerin tesis edilmesine yönelik başvurular, tarım ve Orman İl Müdürlüğünün gerekçeli raporu değerlendirilerek Kurul tarafından karara bağlanır.

– Özel kanunlarla belirlenmiş ruhsata veya izne tabi ürünler ile tahkim komisyonları tarafından miktarı belirlenen zati ihtiyaçlar için yapılan üretimler ve bu Yönetmeliğin yayımı tarihinden önce tesis edildiği tespit edilen dikili alanlardaki çok yıllık bitkiler için bu madde hükümleri uygulanmaz.

– Damızlık parseller dâhil olmak üzere sertifikalı tohumluk üretimi yapılan alanlarda bu Yönetmelik hükümleri saklı kalmak kaydıyla tohumculuk mevzuatı çerçevesinde izinlendirme yapılır.

– Sulu tarım yapılan araziler için ihtiyaç halinde üretimde kullanılan suyun tahsisinde yetkili kurum veya kuruluşlardan bilgi, belge veya onay istenebilir.

– Kamu kurum ve kuruluşları ile ortakları, belediyeler, il özel idareleri vb. kamu tüzel kişilikleri, bitkisel üretime yönelik proje veya uygulamalarında bu Yönetmelik hükümlerine tabidir.

Bitkisel üretim izninde öncelikler:

1-Sözleşmeli üretim, organik tarım ve iyi tarım uygulamaları yapılan alanlar,
2- Hayvancılık işletmelerinin kendi ihtiyaçlarına yönelik yem üretimleri,
3- Tarla içi modern sulama sistemleri kullanılarak yapılan üretimler,
4- Özel mevzuatı çerçevesinde münavebe zorunluluğu olan ürünler,
5- Çiftçi örgütleri tarafından ortak üretim alanlarında yapılan üretimler.

Bakanlığın ilgili kayıt sistemine başvuran çiftçilerden ilave başvuru istenmeyecek. Başvurusu alınan çiftçilerin durumu bu yönetmelik hükümleri çerçevesinde incelenerek uygun olmayanlar en fazla 15 gün içerisinde çiftçiye bildirilecek. Mevcut bağ ve bahçenin sökülerek yenilenmesi, çeşit değiştirilmesi veya ekonomik ömrünün tamamlanması halinde aynı türe ait farklı çeşitlerin tesis edilmesine yönelik başvurular en fazla 30 gün içerisinde sonuçlandırılacak.

Üretim izni uygun görülmeyen çiftçiler, talepleri halinde Bakanlığın ilgili kayıt sisteminde belirtilen başvuru tarihlerine göre üretim planlamasına dair yeniden müracaatta bulunabilecek.
Çiftçiler, Bakanlıkça belirlenen kayıt sistemlerine kayıt oldukları il/ilçe müdürlüklerine şahsen, yasal temsilcisi aracılığıyla veya e-Devlet kapısı üzerinden başvuruda bulunabilecek. Bu başvuruların faaliyet alanına göre ekim, dikim öncesinde veya yetiştiriciliğe başlamadan önce yapılması gerekiyor.

Birden fazla il veya ilçede arazisi veya işletmesi bulunan çiftçiler için değerlendirme, arazinin veya işletmenin bulunduğu il veya ilçe müdürlüklerince ayrı ayrı yapılacak ve sonucu kayıtlı olduğu il veya ilçe müdürlüğüne bildirilecek. Mücbir sebeplerden kaynaklanan üretim bilgisi değişiklikleri, mücbir sebebin ortaya çıkmasını takip eden 15 gün içerisinde dilekçe veya e-Devlet kapısı üzerinden talep edilebilir. Planlı tarımsal üretim kapsamında yer alan çiftçilerin tarımsal üretim yaptıkları işletmenin el değiştirmesi halinde, değişiklik 15 gün içerisinde il/ilçe müdürlüğüne bildirilmesi gerekiyor. Tarımsal üretime devam eden çiftçi bu yönetmelik hükümlerine tabi olacak.

İZİNSİZ ÜRETİME CEZA KESİLECEK

“Orman Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 422 Sayılı Kanun”a göre, Bakanlığın belirlediği ürün ve ürün gruplarında izin almadan ekim yapanlara tarımsal desteklemelerden 5 yıl men cezası ve ayrıca idari para cezası verilecek. Yasaya göre, izin almadan üretim yapanlar önce yazılı olarak uyarılacak. Uyarı tarihinden itibaren 12 ay içerisinde bu maddeye uygun faaliyette bulunmayanlar, uyarı tarihinden itibaren 5 yıl süreyle hiçbir destekleme programından yararlandırılmayacak. Yazılı uyarı ve desteklerden men cezasına rağmen bir sonraki takvim yılında da faaliyette bulunduğu tespit edilenlere, ürün grubuna göre bu faaliyetten elde edilecek yıllık brüt hasılanın yüzde birinden beşine kadar idari para cezası verilecek.

Yönetmelik taslağına göre hayvansal üretim planlaması için yapılacaklar şöyle: Tarımsal Üretimin Planlanması Kurul’u tarafından belirlenen ürün ve ürün gruplarının azami ve asgari ürün miktarları Tarım ve Orman Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdürlüğü tarafından il müdürlüklerine bildirilir. Kurumsal internet siteleri ve mahalli iletişim araçlarını kullanmak sureti ile il müdürlükleri tarafından ilan edilir.

Kurul tarafından belirlenen ürün veya ürün gruplarının üretimine başlanmadan önce ve zati ihtiyaç haricinde kurulacak ticari amaçlı yeni işletmeler için il/ilçe müdürlüklerinden izin alınır.
Üretim izni verilmesinde; sözleşmeli üretim, organik tarım ve iyi tarım uygulamaları yapılan alanlar, ana sözleşmesinde hayvancılık faaliyeti olan çiftçi örgütleri tarafından ortak üretim alanlarında yapılan üretimlere öncelik verilecek.

Üretim planlaması yapılacak ürün/ürün grupları aşağıdaki kıstaslara göre belirlenir:

Su ürünleri yetiştiriciliğinde aşağıdaki veriler dikkate alınır:

– Bakanlıktan onaylı proje kapasite miktarı,
– Su ürünleri yetiştiriciliği bölgeleri ve üretime açılabilecek yeni alanlar,
– Bölgesel veya tür bazlı üretim miktarı,
– Arz ve talep durumu,
– Dış ticaret verilerinin değerlendirildiği istatistiki veriler.

SU ÜRÜNLERİ AVCILIĞINDA AŞAĞIDAKİ VERİLER DİKKATE ALINIR

– Balıkçı gemisi sayısı, bölgesel filo dağılımı ve kullanılan av araçlarının durumu,
– Avlanabilir miktar ve bölgesel balıkçılık uygulamaları,
– Ekolojik ve/veya ekonomik öneme sahip türlerin stok durumu,
– Ekosisteme zararlı türlerin stok durumu ve dağılımı,
– Uluslararası kuruluşlar ile bölgesel balıkçılık yönetim örgütlerinin kararları,
– Bilimsel, çevresel ve sosyo ekonomik durumu.

SU ÜRÜNLERİ ÜRETİM İZİNLERİNİN VERİLMESİ

Yeni kurulacak olan yetiştiricilik işletmeleri ile mevcut işletmelerdeki proje değişiklikleri için yapılan üretim izni başvuruları 29/6/2004 tarihli ve 25507 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Su Ürünleri Yetiştiriciliği Yönetmeliği kapsamında yürütülür.

Balıkçı gemisi yetkilileri tarafından yapılacak üretim izni başvuruları, 10/3/1995 tarihli ve 22223 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Su Ürünleri Yönetmeliği kapsamında yürütülür.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

İLGİLİ İÇERİKLER

Eskişehir sanayisinde alarm zilleri: Firmalar yatırımlarda frene bastı

ABDULLAH SÖNMEZ / ESKİŞEHİRW

Eskişehir Sanayi Odası tarafından 2025 yılında yaşanan ekonomik gelişmelerin sanayi üzerindeki etkisini ölçmek ve işletmelerin önümüzdeki dönem beklentilerini ortaya koymak amacıyla hazırlanan “Ekonomik Durum ve Beklenti Anketi” sonuçları kamuoyuyla paylaşıldı. Eskişehir sanayisinin ekonomik kırılganlıklarının derinleştiğini ve firmaların çok katmanlı risklerle karşı karşıya olduğunu gösteren anket verilerine göre mevcut tablo, finansman erişiminden arz-talep dengesine, insan kaynağından yapısal altyapıya kadar pek çok alanda bütünleşik politikalar geliştirilmesini zorunlu kılıyor. Anket sonuçlarına ilişkin değerlendirmede bulunan ESO Yönetim Kurulu Başkanı Celalettin Kesikbaş, “İş dünyamızın yaşadığı sıkışıklık ciddi boyutlara ulaşmış durumda. İç talepteki yetersizlik, dış pazarlarda daralma ve enflasyonist baskılar firmalarımızı üretim, yatırım ve ihracat kararlarında çok daha temkinli davranmaya yöneltti. Bu durum, büyüme potansiyelimizi sınırlayan önemli bir risk faktörü haline gelmiştir” ifadelerini kullandı. 

Finansmana erişim ve nakit akışı en büyük sorun

Ankete katılan firmaların yüzde 96’sında finansmana erişimde ciddi sıkıntı yaşadığının tespit edildiğini belirterek artan kredi faiz oranları ile teminat koşullarının, özellikle KOBİ ölçekli firmaların yatırım iştahını azalttığını aktaran Kesikbaş, “Bugün firmalarımız hem yatırım finansmanı hem de günlük nakit akışını yönetme konusunda ciddi zorluklarla karşı karşıya. Kısa vadeli kredilerin faiz oranlarındaki artış, şirketlerimizin finansal sürdürülebilirliğini tehdit eder hale geldi. Ayrıca, tahsilat süreçlerindeki uzamalar likidite kırılganlığını artırıyor” dedi. İhracat yapan sanayi işletmelerinin de düşük kur ve destek yetersizliklerinden olumsuz etkilendiğine dikkat çeken Kesikbaş, sözlerine şöyle devam etti:  “Katılımcıların yüzde 81’i Eximbank kredilerine erişimde problem yaşıyor. Dış ticaret politikalarındaki öngörülemezlik, firmaların risk yönetimini güçleştiriyor. Kur politikalarının ihracat gelirlerimizi enflasyon karşısında erittiğini net şekilde görüyoruz. İhracatçı firmalarımız hem rekabet gücü kaybı hem de kârlılıkta ciddi düşüş riski ile karşı karşıya. İhracatın sürdürülebilir olması için destek mekanizmalarının güçlendirilmesi gerekiyor” diye konuştu.

Yapısal sorunlar Eskişehir sanayisini zorluyor

Eskişehir’de arsa ve inşaat maliyetlerinin yüksekliği, sanayi bölgelerine ulaşım sorunları ve konut fiyatlarındaki artışın da üretim ve istihdamı zorlaştıran başlıca yapısal sorunlar olarak öne çıktığına dikkat çeken Celalettin Kesikbaş, “Sanayi bölgelerimize ulaşımda yaşanan trafik sıkıntıları, fabrika arsa fiyatlarının aşırı yükselmesi ve konut kiralarındaki artış, hem firmaların hem de çalışanların yaşam kalitesini olumsuz etkiliyor. Bu sorunların çözümü, üretim kabiliyetimizi ve Eskişehir’in sanayi çekim gücünü artırmak açısından büyük önem taşıyor” ifadelerini kullandı.

“İşgücü sıkıntısı firmaların rekabet gücünü tehdit ediyor”

Anket verilerinin firmaların yeşil ve dijital dönüşüm süreçleriyle finansman ve nitelikli işgücü temininde ciddi güçlük yaşadığını da gösterdiğini açıklayan Celalettin Kesikbaş, katılımcıların yüzde 95’inin nitelikli işgücüne erişimde problem yaşadığını belirterek, “Yeşil mutabakat ve dijital dönüşüm hedefleri kapsamında ilerlemek isteyen firmalarımız, gerekli altyapı ve personel eksikliği nedeniyle ciddi zorluklarla karşılaşıyor. Kamu desteklerinin hedefli hale getirilmesi, erişilebilir sanayi alanlarının planlanması, ulaşım altyapısının güçlendirilmesi ve dijital/yeşil dönüşüm için uygun beşeri ve mali koşulların sağlanması bölgesel sanayi rekabetçiliğini artıracaktır” ifadelerini kullandı.

TÜİK açıkladı: İşsizlik martta geriledi, işsiz kişi sayısı 65 bin azaldı

Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre; 15 ve daha yukarı yaştaki kişilerde işsiz sayısı 2025 yılı mart ayında bir önceki aya göre 65 bin kişi azalarak 2 milyon 807 bin kişi oldu. İşsizlik oranı ise 0,3 puan azalarak yüzde 7,9 seviyesinde gerçekleşti. İşsizlik oranı erkeklerde yüzde 6,5 iken kadınlarda yüzde 10,6 olarak tahmin edildi.

İstihdam edilenlerin sayısı 2025 yılı mart ayında bir önceki aya göre 391 bin kişi artarak 32 milyon 597 bin kişi, istihdam oranı ise 0,6 puan artarak yüzde 49,2 oldu. Bu oran erkeklerde yüzde 66,9 iken kadınlarda yüzde 31,9 olarak gerçekleşti.

İşgücüne katılma oranı yüzde 53,4 olarak gerçekleşti

İşgücü 2025 yılı mart ayında bir önceki aya göre 325 bin kişi artarak 35 milyon 404 bin kişi, işgücüne katılma oranı ise 0,4 puan artarak yüzde 53,4 olarak gerçekleşti. İşgücüne katılma oranı erkeklerde yüzde 71,6 iken kadınlarda yüzde 35,7 oldu.

Genç nüfusta işsizlik oranı yüzde 15,1 oldu

15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı bir önceki aya göre 0,1 puan artarak yüzde 15,1 oldu. Bu yaş grubunda işsizlik oranı; erkeklerde yüzde 11,0, kadınlarda ise yüzde 22,6 olarak tahmin edildi.

Arındırılmış haftalık ortalama fiili çalışma süresi 43,7 saat oldu

İstihdam edilenlerden referans döneminde işbaşında olanların, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış haftalık ortalama fiili çalışma süresi 2025 yılı mart ayında bir önceki aya göre 0,3 saat artarak 43,7 saat olarak gerçekleşti.

Mevsim etkisinden arındırılmış atıl işgücü oranı yüzde 28,8 oldu

Zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel işgücü ve işsizlerden oluşan atıl işgücü oranı 2025 yılı mart ayında bir önceki aya göre 0,3 puan artarak yüzde 28,8 oldu. Zamana bağlı eksik istihdam ve işsizlerin bütünleşik oranı yüzde 17,9 iken işsiz ve potansiyel işgücünün bütünleşik oranı yüzde 20,1 olarak tahmin edildi.

Nisan ayında ekonomik güven sarsıldı: Endeks yüzde 4,2 düştü

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), nisan ayına ilişkin ekonomik güven endeksi verilerini açıkladı.

Buna göre, endeks martta 100,8 iken, nisanda yüzde 4,2 azalarak 96,6 oldu. Tüketici güven endeksi, nisanda aylık bazda yüzde 2,3 azalışla 83,9'a geriledi.

Aynı dönemde reel kesim güven endeksi, yüzde 2,3 azalarak 100,8 olarak kayıtlara geçti.

Hizmet sektörü güven endeksi ise yüzde 4,3 düşüşle 109,5 oldu.

Perakende ticaret sektörü güven endeksi, yüzde 2,5 azalarak 110,6, inşaat sektörü güven endeksi ise yüzde 4,2 düşüşle 85,1 değerini aldı.

İşsizlik martta gerilediİşsizlik martta gerilediEkonomik Veriler

 

İstanbul için felaket uyarısı: Büyük depremden sonra yangınlar şehri sarabilir

BESTİ KARALAR
Ankara Günlüğü

Geçtiğimiz haftalarda komisyona sunum yapan akademisyenler, Türkiye’de dünya standartlarına uygun, “ulusal yangın veri sisteminin’ kurulmasını önerirken, İstanbul’ a dikkat çektiler. Uzmanlar yangın konusunda ise İstanbul’un büyük risk taşıdığını örnekler vererek anlattılar: “Olası 7 ve üssü bir depremde İstanbul’u depremden sonra yangın vuracak.”

Geçtiğimiz günlerde Kartalkaya Komisyonu’na sunum yapan uzmanlar, Türkiye’de dünya standartlarına yönelik bir yangın veri sistemi olmadığını aktararak şu önerileri getirdi:

■ Ulusal yangın veri sistemi kurulmalı.

■ Yangından korunma yönetmeliği geliştirilmeli.

■ İş yeri ve konutların birbirinden ayrılması sağlanmalı.

■ Yangın güvenlik sorumlusunun görevleri açık net şekilde yazılmalı.

■ Yangın laboratuvarı kurulmalı.

Akademisyenler komisyonda İstanbul’da bazı kurum ve kuruluşlarda yaptıkları incelemelerle ilgili bilgileri de paylaştılar. İnceleme yaptıkları yerlerde, «İtfaiye binaya yaklaşabiliyor mu? İtfaiye binanın çevresinde kamyonlarını kurup hortumlarını hazırlayabiliyor mu, binaya girebiliyor mu? Yangın mahalline güvenli bir şekilde ulaşabiliyor mu? Kurtarma operasyonu yürütebiliyor mu? Binadan güvenli bir şekilde çıkabilecek mi?» şeklinde sorulara cevap aradıklarını belirttiler.

“İstanbul risk altında”

Sunumlarda İstanbul’un büyük deprem riski altında olduğunu hatırlatılarak, olası 7 ve üstündeki depremde 500 doğal gaz servis kutusunun aynı anda yangın çıkarma olasılığına dikkat çekildi.

Dr. Ali Serdar Gültek’ İstanbul’da iş merkezlerinin yoğun olduğu bölgelerdeki binaların yöneticileriyle yaptıkları görüşmeleri paylaştı. Yapılarda yangın risk sistemlerinin bulunduğunu ancak idari müdür, teknik müdür ve güvenlik müdürü düzeyindeki pek çok kişinin bu sistemlerin varlığından haberdar bile olmadığını gördüklerini aktardı. Gültek, 2016’da Çalışma Bakanlığı için İstanbul Sanayi Odası 500 listesinde yer alan 60 fabrikayı incelediklerini aktararak, inceledikleri yapıların yüzde 60’ında üretimin ve depolamanın aynı çatı altında gerçekleştirildiğini böyle bir durumda yangının hızlıca diğer kısımlara yayılmasının kaçınılmaz olduğunu söyledi. Uzmanlar, sadece konutlar, oteller, tarihi binalar değil, fabrikalar, endüstriyel yangınlar da ülke ekonomisine ciddi zarar verildiğine işaret edildi.

Çin, dünya buğday pazarını sarsıyorÇin, dünya buğday pazarını sarsıyorEmtia Haberleri

 

İhracatçının kârsızlıkla imtihanı ağırlaşıyorİhracatçının kârsızlıkla imtihanı ağırlaşıyorEkonomi